Mevlana Mah. Sigortacılar Sitesi - Küme Evler. Kocasinan/Kayseri No:5 0506 310 38 49 iletisim@gokboruder.org.tr
0506 310 38 49
Mevlana Mah. Sigortacılar Sitesi - Küme Evler.
Kocasinan/Kayseri No:5
© 2026 Gökbörü. Tüm hakları saklıdır.
Deprem Sahasından Gözlemler: Dayanışma, Gönüllülük ve Yeniden Hayata Tutunmak
Arama kurtarma gönüllüsü olarak 6 Şubat depremlerinin ardından sahada yaşananlar afetlerin yalnızca binaları değil; insanların hayatlarını, toplumsal rollerini ve gelecek umutlarını da derinden etkilediğini gösterdi. Afet sonrasında gerçek iyileşme ise yalnızca yaraları sarmakla değil, insanların yeniden hayata tutunmalarını ve kendi ayakları üzerinde durmalarını sağlamakla mümkündür.
Bir Gönüllünün Gözünden Kahramanmaraş Depremi
6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen Kahramanmaraş merkezli depremler, milyonlarca insanın hayatını derinden etkiledi. Yaşanan acıyı bir nebze olsun hafifletmek ve afetzedelere destek olmak amacıyla ben de binlerce arama kurtarma gönüllüsü ve saha çalışanı gibi deprem bölgesine gitmeye karar verdim.
Bir sivil toplum kuruluşı aracılığıyla sahada bulunmanın daha faydalı olacağını düşünerek Hasene Vakfı’na başvurdum. Böylece depremin üçüncü gününde, İstanbul’dan yola çıkan 12 genç gönüllüyle birlikte Kahramanmaraş’a ulaşma fırsatı buldum.
Depremin hem maddi hem de manevi açıdan oluşturduğu yıkımı ve o günlerde yaşadığım duyguları kelimelerle anlatmak oldukça zor. Bu yazıyla, bölgeye gidemeyen ancak dualarıyla ve destekleriyle afetzedelerin yanında olan insanlara sahada gördüklerimi aktarabilmeyi amaçlıyorum. Çünkü afetler, toplumun tamamının sorumluluk almasını gerektiren süreçlerdir.
Afet Sahasında İlk Gözlemler: Dayanışma ve Koordinasyonun Önemi
Depremin üçüncü günü, İstanbul’dan Sivas’a doğru yola çıktık. Bölgeye ulaştırılan yardım tırlarına eşlik ederek Kahramanmaraş’a geçtik. Gece saat 02.30 civarında vakfın bölgedeki lojistik merkezine vardığımızda karşılaştığım manzara, afetin boyutlarını gözler önüne seriyordu:
Gece Mesaisi: 100’den fazla gönüllü dinlenmek yerine durmaksızın yardım tırlarını boşaltıyor ve malzemeleri tasnif ediyordu.
Uluslararası Destek: Saatler sonra Avrupa’dan gelen profesyonel arama kurtarma ekipleri lojistik merkezine ulaştı.
Bu ilk gözlemlerim bana iki önemli gerçeği gösterdi:
Gönüllü Emeğinin Gücü: Afet zamanlarında toplumsal dayanışma hayati bir önem taşır.
Önceden Hazırlıklı Olmak: Sivil toplum kuruluşlarının insan kaynağı, lojistik imkânları ve organizasyon bakımından önceden hazırlıklı olması zaman kaybını önler.
Enkaz Başında Umut, Acı ve İnsanlık
Profesyonel arama kurtarma personelinden oluşan bir ekibe destek olabilmek amacıyla enkaz çalışmalarına katıldım. İtfaiyeciler, polisler, maden işçileri ve farklı uzmanlıklara sahip personelden oluşan 14 kişilik ekiple şehir merkezine ilerlerken ağır bir yıkımla karşılaştık.
Daha önce pandemi döneminde 4-5 ay yaşadığım Kahramanmaraş sokaklarını bu halde görmek, tanıdığım caddelerin yok olduğunu tanıklık etmek şaşkınlığımı artırdı. Enkaz başında arama kurtarma ekibine elimden geldiğince destek olmaya çalıştım.
Enkaz alanında zaman duruyordu:
Sevinç ve Gözyaşı: Canlı bir insan çıkarıldığında alkışlar, dualar ve umut birbirine karışıyordu.
Ağır Psikolojik Yük: Hayatını kaybeden birine ulaşıldığında ise yerini derin bir hüzün alıyordu.
Bu süreçte şunu daha iyi anladım: Arama kurtarma gönüllüsü olmak yalnızca fiziksel güç gerektirmez. Aynı zamanda duygusal dayanıklılık, sabır, ekip ruhu ve soğukkanlılığı koruyabilme becerisi gerektirir.
Gönüllülük: Teknik Becerinin Yanında İnsani Duyarlılık Gerektirir
Arama kurtarma faaliyetleri günler boyunca yoğun bir tempoyla devam etti. Böylesine ağır şartlarda görev yapan gönüllülerin ve profesyonel ekiplerin yalnızca teknik açıdan değil, psikolojik açıdan da desteklenmesi gerekir.
Gönüllülük bilincinde dikkat edilmesi gereken temel unsurlar şunlardır:
Eğitim ve Yeterlilik: Görev alınan alanın gerektirdiği eğitimlere sahip olunmalı ve yetkinlik sınırları bilinmelidir.
Saha Disiplini: Profesyonel ekiplerle uyum içinde çalışılmalı ve görev sınırlarına riayet edilmelidir.
Doğru İletişim: Afetzedelerle kurulan iletişimde sabırlı, anlayışlı ve empati odaklı bir yaklaşım benimsenmelidir.
Çocukların İhtiyaçları: Güvenlik, Eğitim ve Psikososyal Destek
Deprem bölgesinde beni en fazla etkileye gruplardan biri çocuklardı. Sahada bulunduğum süre boyunca ailesini veya yakınlarını kaybetmiş çocukların yaşadıklarına tanıklık ettim.
Psikososyal destek çalışmaları kapsamında çocuklarla vakit geçirilmesi, oyunlar oynanması ve resim etkinlikleri düzenlenmesi, onların güvenli bir alan bulmalarına yardımcı oluyordu. Ancak çocukların ihtiyaçları geçici etkinliklerle sınırlı kalmamalıdır:
Güvenli Sosyal Ortamlar: Çocukların travmayı atlatabilmesi için düzenli yaşam alanları kurulmalıdır.
Eğitim Hakkının Sürdürülmesi: Kesintisiz eğitim imkânı sağlanmalıdır.
Uzman Desteği: Çocukların duygusal durumları alanında uzman kişilerce takip edilmelidir.
Acil Yardımların Ötesinde: Afetzedelerin Geleceğe Dair Beklentileri
Arama kurtarma çalışmalarının yanı sıra lojistik merkezinde yürütülen yardımları da gözlemleme fırsatı buldum. Türkiye’nin ve Avrupa’nın dört bir yanından gelen yardımlar umut vericiydi. Ancak depremzedelerin zihninde haklı bir soru vardı: “Yardımlar sona erdiğinde ne olacak?”
Bu durum, afet sonrası iyileştirme çalışmalarının yalnızca kısa vadeli çadır ve gıda yardımıyla sınırlı kalamayacağını gösterdi. Kalıcı iyileşme için:
Geçim kaynakları ve istihdam yeniden oluşturulmalıdır.
Çocuklar eğitimlerine sorunsuz devam edebilmelidir.
Toplum, geleceğe dair güven duygusunu yeniden kazanmalıdır.
Sosyal Roller ve Kalıcı İyileşme: İstihdamın Önemi
Afetler insanların evlerini kaybetmesinin ötesinde; işlerini, sosyal rollerini ve alıştıkları yaşam düzenini de ellerinden alır. Kendini bir anda belirsizliğin içinde bulan bireyler için istihdam, yalnızca ekonomik bir gelir değil; hayata yeniden bağlanma aracıdır.
Afet bölgesinde kalıcı toparlanma için şu adımlar atılmalıdır:
Yerel Ekonominin Canlandırılması: Sanayi, ticaret ve esnafın yeniden işler hale getirilmesi.
Ücretli İstihdam Fırsatları: Geçici barınma alanlarındaki hizmetlerde afetzedelere çalışma ve gelir elde etme imkânı sunulması.
Kendi Hayatını Kurma İmkânı: Bireyleri yalnızca “yardım alan” konumunda tutmayıp, üretime katılmalarını sağlamak.
Sivil Toplum Kuruluşlarına Düşen Sorumluluk
Afet sonrası iyileştirme sürecinde kamu kurumlarının yanı sıra sivil toplum kuruluşlarına (STK) ve arama kurtarma derneklerine büyük görev düşmektedir.
Bir sivil toplum kuruluşunun başarısı yalnızca ulaştırdığı yardım tırı sayısı veya gönüllü sayısı ile ölçülemez. Asıl başarı; afetten etkilenen insanların yaşamında oluşturduğu kalıcı katkı, sunduğu sürdürülebilir çözümler ve kurumsal koordinasyon gücüyle ölçülür.
Sonuç: İnsanları Yeniden Hayata Bağlamak
Kahramanmaraş’ta geçirdiğim günler, afetin yıkıcı etkisini ve toplumsal dayanışmanın gücünü bir arada görmemi sağladı. Afet yönetimi yalnızca enkaz altından can kurtarmakla bitmez; çocukların korunması, psikososyal desteğin sürdürülmesi, istihdamın desteklenmesi ve toplumsal bağların yeniden kurulmasıyla tamamlanır.
Gökbörü Arama Kurtarma Derneği olarak bizler de inanıyoruz ki; afet sonrasında bir şehri ayağa kaldırmak yalnızca binaları dikmek değildir. Asıl mesele, o şehirde yaşayan insanların umutlarını ve geleceklerini yeniden inşa etmelerine destek olmaktır.
OSMAN ŞAHAN
GENEL BAŞKAN
Deprem Sahasından Gözlemler: Dayanışma, Gönüllülük ve Yeniden Hayata Tutunmak
Arama Kurtarma Gönüllüsü Olmak: Afet Yönetiminde Sivil Toplum ve İş Birliği
Arama Kurtarma Gönüllüsü Olmak Ne Anlama Gelir? Bir Can’a Umut Olmanın 5 Yolu
SOSYAL MEDYADA
GÖKBÖRÜ
Diğer Haberler
Gökbörü Arama Kurtarma | Afet Farkındalık Eğitimi
Kasım 1, 2026Deprem Sahasından Gözlemler: Dayanışma, Gönüllülük ve Yeniden Hayata Tutunmak
Ekim 24, 2026Arama Kurtarma Gönüllüsü Olmak: Afet Yönetiminde Sivil Toplum ve İş Birliği
Ekim 24, 2026Arama Kurtarma Gönüllüsü Olmak Ne Anlama Gelir? Bir Can’a Umut Olmanın 5 Yolu
Ekim 11, 2026